20 Ekim 2010 Çarşamba

Bediüzzaman'ın Mübarek Süleyman'ı

20 Ekim 1963'te vefat eden, Bediüzzaman Said Nursi'nin talebelerinden 'Mübarek Süleyman'ın 47. vefat yıldönümü...

Ömer Özcan'ın yazısı

1898 Barla doğumlu Mübarek Süleyman (Köse) ağabeyimizi bu dünyada hiç göremedim. Çünkü 20 Ekim 1963 gibi bizim hayat-ı nûriyemizden çok önce dar-ı âhirete irtihal etmişti. Onu bize yine Barlalı bir Süleyman olan Sıddık Süleyman’ın (Kervancı) yeğeni Hüseyin Bülbül anlattı.

Hüseyin Bülbül ağabeyimiz; 1913 doğumlu olup, Sıddık Süleyman’ın kız kardeşinin oğludur. Emirdağ Lâhikasında “Sıddık Süleyman’ın hemşerizadesi Hüseyin…” şeklinde ismi geçiyor. Daha 13 yaşında iken Bediüzzaman Hazretlerinin bilhassa Çamdağı’na çıkarken hizmetlerinde bulunmuş Hüseyin ağabey…

Hüseyin Bülbül ağabeyin hatıralarını 6 Ağustos 1994 tarihinde almıştım. İki sene sonra 17 Kasım 2006 tarihinde Barla’da vefat etti. Hatıralarının tamamı “Ağabeyler Anlatıyor-1” kitabındadır.

İşte Hüseyin Bülbül’e, Mübarek Süleyman’ı sorduğumda bize anlattıkları:

***

Mübarek Süleyman çok dürüst bir insandı, hiç yalan söylemez, hiç yemin etmezdi

Üstadımızın Barla’da iki Süleyman’ı vardı. 28. Söz Cennet Risalesinin te’lif edildiği Cennet Bahçesinin sahibi benim dayım “Sıddık Süleyman” ile “Mübarek Süleyman.”

Mübarek Süleyman çok dürüst bir insandı, hiç yalan söylemez, hiç yemin etmezdi. O kadar ki; bunu bilen arkadaşları şaka olsun diye onu bir şey çalmakla suçluyorlar, şakadan falakaya yatırıyorlar. Mübarek kat’iyyen yemin etmiyor. Çok sıkıştırıyorlar; “Madem tarlamın yarısını satıp ödeyeyim” diyor. Hâlbuki arkadaşları mahsus yemin ettirmek için plan kuruyorlar… İşte o derece dürüst ve düstur sahibi bir insandı.

Üstad’ın Mektûbat’ta anlattığı ekmek hâdisesini gözleri ile gördüğünü anlattı bana

Mübarek Süleyman'dan 16. Mektup’ta Üstadımızın anlattığı “Katran ağacında ikram-ı İlâhî olarak ekmek görme” hâdisesini bizzat kendisinden dinledim.

Bir Çarşamba günüymüş. Üstad Süleyman ağabeye “kardeşim ekmeğimiz kalmadı sen git ekmek getir” diye söylemiş. Süleyman ağabey de ertesi gün yani Cuma akşamı Üstad’ın çok feyizli dualar ettiğini bildiği için kalmak istemiş. Üstad da “kal” diyor. Sonra bir tepeye çıkıp oturmuşlar. Birden Üstad “Süleyman müjde! Cenab-ı Hak bize rızık verdi” diyor. Üstad’ın Mektûbat’ta anlattığı aynı hâdiseyi gözleri ile gördüğünü anlattı bana.

Seneler sonra Üstad’ı Emirdağ’ında ziyarete giden Bahri Çağlar ağabeye Üstadımız: “Mübarek Süleyman ne yapıyor?” diye sorar. Bahri Ağabey de “Risale yazıyor Üstadım” der. Üstad “Onun iki kelimesi var ki, on sene risale yazmaktan efdaldir. O iki kelime ise; Çam dağında ağaçların dalları arasında ekmek bulduğumuzda; ‘Üstadım, helal olur mu?’ Demesidir” diye memnuniyetini belirtiyor.

Ağabeyler Anlatıyor-1, Sayfa 146, 6. Baskı

www.RisaleHaber.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder