zübeyr etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zübeyr etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Kasım 2010 Pazartesi

Kadinlara hürmet


• Cenab-ı Hak kadınlara lütuf ve ihsan ve itidal­le muamele etmenizi emreder. Zira onlar anneleri­niz, kızlarınız ve halalarınızdır. Onlara ne kadar lütfetseniz layıktır. Kadın fakir olsa da, elinden bir iyi­lik gelmese bile, zevç ve zevce birbirinden yüz çe­virmezler ve ölünceye kadar bir ve beraber yaşarlar.
    • Peygamberimiz, "Ümmetimin en hayırlısı, ailesine en hayırlı olandır" buyurur.
    • Kadına yardım ediniz.
    • Kadın erkeğin esiri değil, fakat amiri ve emîri de değildir. Yalnız eşidir, refikasıdır.
    • Bir millet erkekle terakki eder, kadınla tekamül eder. Yuvayı kadın kurar. Erkeği yuvaya bağlayan, kadındır.
    • Resül-i Ekrem Efendimiz kadının din, namus, şeref ve hukukuna büyük ehemmiyet verirdi. Onlara rikkat ve şefkatle muamele buyururlardı. Kadınların hislerindeki inceliği, seriütteessür olduklarını, kalplerindeki hassasiyeti ve merhameti çok iyi bildiğinden, gönüllerini incitmemek için, dikkat gösterir ve hanımların haksız yere kalplerinin kırılmaması hususunda tavsiyelerde bulunurlardı.
    • Peygamberimiz buyururdu ki: "Kadın, Allah’ın kullarına en büyük hediyesidir. Allah'tan korkun, onlara zulüm ve eziyet etmeyin, onları ihmal eyle­meyin."
    • Anne-baba, kız çocukları hakkında daha ziyade re'fetperver, şefkatli olmalıdır. Zira onların fıtratları, yaratılışları zayıf, nahif ve hassâsedirler. Kız çocuk­ları daha ziyade merhamete, siyanet ve korunmaya muhtaçtır.
    • Peygamber Efendimiz buyurur ki: "Üç kız çocuğuna nail olup da, onlara, kendilerine muhtaç ol­mayacakları zamana kadar infak ve ihsanda bulu­nan, nafakalarını temin eden kimseye Cenab-ı Hak, Cennetini vacip kılmıştır. Meğer ki, o kimse affedil­meyecek büyük bir günah işlememiş olsun veya böyle bir amelde bulunmasın."
    • Anne ve babanın kız çocukları karşısındaki en büyük iyilik ve vazifeleri, en yüksek lütufları şudur ki: Onlara iman ve İslamiyet ilmini öğretmektir, İslamiyet’e layık bir edep, terbiye ve ahlakla büyüt­mektir. Kız yavrularını, insan ve cin şeytanların şer­lerinden kendilerini koruyacak bir ilimle, bilgiyle yetiştirmektir. Böylece manevî güzelliklerle ruhu parlayan birer ev kadını, birer hane hanımı olabile­cek bir halde dünya ve ahirete hazırlanacaklardır.
    • Bir İslam kadını için yemek pişirmek, elbise dikmek, evinin nezafetine ve temizliğine bakmak, çamaşır yıkamak, çocuğuna bakıp beslemek, erkeğinin hizmetini görmek, büyük bir şereftir; iffettir ve ismettir. Namazını geçirmeyen, farzlarını eda eden, Allah'ın emirlerini yerine getiren hanımların bütün dünyevî işlerini dahi bir nevi ibadet olarak, Allah-u Teala Hazretleri kabul buyurur. Bu suretle, geçici, fani ömürleri ahiret hesabına, baki, daimî bir hayata tebdil edilebilir. Ebedî, sonsuz bir ömre çevrilebilir.

    ZÜBEYİR GÜNDÜZALP

30 Ekim 2010 Cumartesi

Sana Gülmek Yasak Dostum...

 Sana daha önce "Ağlama ne olur gül artık. Gülmek senin hakkındır."demiştim.
    Şimdi ise "Sana gülmek yasak"diyorum. Sanma ki bu bir çelişki; sanma ki bunlar birbirine mâni. Aksine bunlar birbiriyle iç içe...
    Gülmek,üzerine yüklenen ebedî dâvânın ağırlığından gafleti anlatıyorsa;o sana yasak!..
    Eğer ebedî dâvânın bayrağını bir adım götürme nimetine nâil olmanın şükür ve sürûrunu temsil ediyorsa,elbet gülmek hakkındır.
    Ağlamak bedbinliğe ve şevksizliğe alem olmuşsa ağlama!.. Yazıktır gözyaşlarına...
    Eğer îman bayrağını ötelere götüremenin ızdırabı, gayrın dertlerini düşünme faziletinin ifâdesi ise ağla,hem de sel gibi gözyaşı dök!...O yaşlar bir gün rahmet bulutu olup seni gölgeler,hatta yağmur olup âb-ı hayat sunar.

    Sen öyle bir duygu girdâbındasın ki;kurtulamazsın.
    Sen; gülmek -ağlamak,sevmek-sevilmek,konuşmak-susmak gibi zıtların belki de vefâsızlıkların,kadirşinassızlıkların sâhillerine uğrayan helezonik bir güzergâhın yalnız yolcususun.
    Senin yolunda yalnız dikenler ve çakıllar değil,pusu kurmuş çakallar da var.
    Senin yolunda maddî ve mânevî menfaatlerden de öte,bir ulu gaye için çırpınmak var.
    Neylersin sen buna gönüllü tâlip olmuşsun. Sen kâinâtı kucaklayan bir ulu ideale baş koyacak fıtratta doğmuşsun. Küçük hülyâlarla nasıl avunursun?
    Sen her şeyin sâhibine gönül vermişsin,bir şeyde nasıl boğulursun?...
    Sen kendini başkasıyla mukâyese edemezsin,çünkü sen farklısın!..

    Sana bazen ağlamak yasaktır!
    Kan kussan kızılcık şerbeti içmiş gibi duracaksın. Sana bakıp şevk alanları üzmemek için gözyaşlarını içine gömüp,bağrına taş basacaksın...

    Sana bazen gülmek yasaktır!
    Herkes şen şakrak iken,sende derin bir tefekkür hâli,bir ağırbaşlılık,bir vakar görülür.
    Belki de tebessümünle iktifa edersin;çünkü sen zerre kadar zamanda kaybolmaz,asırlar ötesini düşünürsün.

    Gün olur,bir ulu hizmetin peşinde yalnız koşturur,türlü fedâkârlıklara katlanırsın.
    Belki umduğunu bulamaz, belki destek beklediklerini ilgisiz görürsün...
    Nice zamanlar doğru bildiğin yolda yalnız yürümeğe mecbur kalırsın....

    Sakın sakın, sana el uzatmayan zavallılar grubunun sahte saâdetlerine imrenme! Onlara kızma,adâvet etme. Sadece acı...
    Çünkü sen farklısın dostum! Allah sana başkalarının dertleriyle dertlenme fazileti vermiş.

    Senin beynin enbiyalar ,evliyalar, sâlihler, sıddıklar ve mücahitlerin mefkûresiyle doldurulmuş.
    O nuranî zincire bir küçük halka olmak,o ulvî kervanın peşinden koşmak,o mukaddes ayaklarına toz olmak istediğimiz dava ehlinin bir küçük ferdi olmak arzusu vermiş;ne diye küçük düşünüp,hislerini dünya için hebâ edeceksin?

    Sen farklısın dostum çok farklı!
    Ömründe seni bir kere dahi düşünmeyen,sana zerre kadar menfaati dokunmayan kişinin imanını kurtarmak için çırpınıyorsun. Onun için çalışıyor,programlar yapıyor,diller döküyorsun.
    Neylersin ki elinde değil,başkasını düşünmeden edemiyorsun.
    "Boş versene" diyemiyorsun. "Aldırma da geç git"diyenlere kulak asmıyorsun,
    "Milleti sen mi kurtaracaksın?" diyenlere : "Evet ben kurtaracağım! Var mı bir diyeceğiniz!" diye haykırıyorsun...

    Sen gönüllü bir mahkûmsun dostum!
    Sâniyeleri Allah yolunda hizmetle geçen bir çelik duvarla örmüşsün çevreni.
    Sen kendi mahpushâneni kendin yapmışsın,ne diye dışarıdaki aylaklara imreneceksin?

    Sen seni seninle mukayese et. Sen başkalarına bakıp da "o niye böyle?Şu niye şöyle?"deme.
    Sen kendi kabiliyetlerini,kendi duygularını aksa'l-gayâta çıkar. Sen kendinle yarış!..
    Bu hükümet-i cumhuriyenin tek memuru ben miyim?"deyip el etek çekme! Bu senin davandır...

    Unutma! Problemler küçük insanların şevkini kırar,büyük insanların azmini artırır.
    Sen büyük insansın. Çünkü büyük ve ebedî bir davaya gönül vermiş,baş koymuşsun. Sıradağlar gibi problemlerle çevrilsen takma kafana!
    Bu dava büyükse sahibi de büyük. Senin gibi ihlaslı,cevval kahramanları yalnız mı bırakır?...

    ZÜBEYİR GÜNDÜZALP (R.H.)